Farkettim ki ben blogda epeydir kendimden pek haber vermiyorum.
Verecek pek haber de yok gerçi ama hani bir e-günlük havası filan
olur değil mi..Benim blog ruhsuz bişi olma yolunda gidiyor :)
Bu hafta biraz tatsız geçti. ( hangi hafta geçmiyor ki diyeceğim ama neyse..)
Pazartesi Viva'nın kaza haberi...Salı,çarşamba soğukalgınlığı-nezle gibi
tuhaf bir hastalık hali ile sürünme ( henüz tam geçmiş değil )
Perşembe çok çok yoğun bir iş günü...Cuma düne göre daha az yoğun
ama bitmeyen işler...Kötü hastalıktan muzdarip bir arkadaşımızın ziyareti,
anlattıklarının üzüntüsü...Ve beş gündür her gün ağrıyan başım!
Bunların dışında uzun zamandır geçerli olan :
Neye dayandığı belli olmayan iflah olmaz iyimserliğim, tam tersine
gelişen olaylar...Yapılması gereken ama hep sallanan bir dünya şey...
Böyle işte. Bir de e-günlük diyorum pehh...Yazacak mutlu, olumlu, güzel
gelişmeler vardı da ben yazmadım dimi :p
Sonuç olarak kendimi anlatmak şart değil ya! Yazacak çok şey var...
Kaynayıp gitmeyenleri not edeyim bari, fırsat bulunca yazarım.
- Şehrazat'ın aşkı
- Bir mobbing! vakası
- Wilco
- Ayrıca daha önce bir milyon fikir'de ortak yol hikayesi projesi içinde
yayınlanmış olan sonra devamı gelmeyince yarım kalan hikayeme
burada devam etmeye karar verdim. Az sonra 1.bölümü yayınlayacağım
devamı ne zaman gelir ben de bilmiyorum :)
Herkeslere güzel hafta sonları diliyorum...
|
• 2008-05-24 06:43:52 - En sevdiğim bölüm
En sevdiğim bölümlerden biri bu e-günlüklerin.
Konsantre bir şekilde kiraz görüyoruz.
Yazacak birşey vardı da sen mi yazmamışsın.
E daha ne olsun.
Ankara kaynıyor.
İstanbul desen,
Kraliçe'nin izleri var yollarda.
Bütün Boğaz sularını sana tahsis ettik.
Çiçekler bile açtı valla.
Saray istesen,
Söyle hngisini görmek istiyorsun?
İnsan bu devir de baş ağrısı mı dinler.
Elbette,
'Seni engellemeye çalışan bedhahların olacaktır'
Ne yapacaksın..
İşim var diyeceksin şimdi.
'Günaydın'