10 yıl kadar önce Aslı arkadaşımla bir iş için Erzurum’a gitmemiz gerekti.
İkimizin de yanımızda tecrübeli birisi olmadan yapacağımız ilk iş seyahati
olacaktı. Uçağımız sabahtı ve ofiste buluşup öyle gitmeyi kararlaştırdık.
Aslı biraz gecikti ve Yeşilköy yolunda da trafik olduğu için biz uçağı kaçırdık !
Hatırladığım kadarıyla Erzurum’a tek uçak vardı ve sonrakine binme şansımız
yoktu haliyle. O zamanki patronumuz çok sert biriydi ve şimdi biz ona
diyeceğiz korkusuyla havaalanında kalakaldık.. Sonra biz gidene kadar öfkesi
geçsin diye oradan telefon ederek uçağı kaçırdığımızı anlattık, o da "yapacak
bişi yok geri gelin” dedi. Ofise girerken bağıracak diye beklediğimiz adam ,
bizi görünce “ iyi ki geldiniz zaten çok işimiz vardı” diyerek karşıladı :)
Çok şaşırmış ve rahatlamıştık elbette.. Ertesi günkü uçakla gidecektik fakat
yer yoktu, yedekte bekliyorduk . Aslı’ların evi Yeşilköy’e daha yakın olduğu
için onlarda kalmama karar verdik. Her gün evden Erzurum’a gidiyorum
diye çıkıyor, uçakta yer açılmadığı için akşam geri dönüyordum :)
Birkaç gün sonra uçak OK’lendi ve ben o gece Aslı’larda kaldım. O gün
ramazanın ilk günüydü, annesi yola çıkacağımız için oruç tutmamamızın
daha iyi olacağını söyledi. Biz de tutmadık. Bu sefer uçağa vaktinde yetiştik...
Erzurum uçağı Ankara aktarmalı olduğundan Esenboğa havaalanında bir
süre bekledik. Nedense ikimize de soğuk gelmiş ve sevmemiştik orayı.
Sonunda öğlen civarı Erzurum’a vardık... Bizi oradaki bayimiz Sedat Bey
karşıladı. Erzurum’a dair hatırladıklarım ; Uçaktan inince yürüyerek gidilen küçük
bir havaalanı binası, dört bir tarafının bembeyaz dağlarla çevirili olması
(Palandöken) ve bu dağlarda hiç ağaç olmamasının bize enteresan geldiğiydi.
Ne de olsa alışmışız Uludağ’a :) Gittiğimiz yer şehir merkezinde olduğu için etrafta
pek fazla yeşillik yoktu. Zaten kıştı… Ama tahmin ettiğimden daha modern bir şehirle
karşılaştığımı söyleyebilirim. Oraya gitme amacımız aslında bugün düşününce
komik bir sebepten ama şirketin o günlerine göre normal sayılırdı. ( Ne olduğunu
yazsam çok uzar bu yazı, kalsın en iyisi hem de şirket sırrıdır yazılmaz :)
İşlerimizi bitirip , bazı yerlere uğradıktan sonra iftar vakti oldu, bizi bir lokantaya
götürdüler. İftar saati boş masa kolay bulunmadığı ve her lokanta bayanlar için pek
uygun olmadığından birkaç yer dolaştığımızı hatırlıyorum. Bu arada oruçlu
değildik ama herkes tuttuğu için biz de bir şey yememiştik , neyse ki iftar 4 civarında
erken bir saatteydi.
Yemekten sonra Erzurum'da hayat durduğu için Sedat Bey bizi otelimize bıraktı.
Hem Ramazan hem de hava erken karardığından dolayı her yer kapanıyordu.
Kalabileceğimiz otellerden iki seçeneğimiz vardı. Birisi oranın en iyi oteli , öteki de
ondan daha ucuz ama idare ederdi…Cadı finansman sorumlumuz laf etmesin diye
ucuz olanı tercih ettik. ( Şimdi olsa hiç umursamaz , diğer otelde kalamazdık diye
naz yapardık :) Ki ona da gerek olmazdı... )
Akşam 5 gibi odamıza çıktık.. O zamanlarda çok yoğun çalışıyorduk ve işten saat:
20.00-21.00'den önce çıkamıyorduk. Bu saatte işlerimizi halledip boş kalmamız
çok tuhaf ve aynı zamanda çok güzeldi :) Pijamalarımızı giyip televizyonu açtık...
--- DEVAM EDECEK ---
D.N : Bugün ancak bu kadarını yazabildim , devamı yarın :)
|