Image Hosted by ImageShack.us



Kiraz'ın Sayfası

• 8.1.2008 - Uçan balon

Kategori: Ani

 

İlk balonumu hatırlamıyorum ama ilk uçan balonuma dair çok net

fotograflar kaldı aklımda...

 

Sanırım dört yaşındaydım , babaannemle pazara gitmiştik...O zamanlar

yeni mi çıkmıştı yoksa ben ilk kez mi  görmüştüm orasını bilemiyorum.

Günlerden salı, mevsimlerden yaz... Ben elimde sarı-mor uçan balonumla

pek sevinçliyim.. Eve geldik, bahçede balonla oynuyorum, bir süre sonra

babaannem yemek için beni çağırıyor, balonumu orada bırakıp içeri

giriyorum daha doğrusu balonun uçup gittiğini görünce çakılıp kalıyorum

merdivenlerde..Unutmuşum balonun uçabildiğini..Gözümün önünde 

yükseldikçe yükseliyor göklere, ben öylece bakıyorum..Ve sonra ağlamaya

başlıyorum daha hevesimi bile alamadan uçup giden oyuncağın ardından..

Babanem yemekten sonra yenisi alırız diyerek gözyaşlarıma son veriyor.

Ve gidip tekrar alıyoruz..Ama ikinci balonu pek hatırlamıyorum, ne kadar

dayandı  hiç kalmamış aklımda.

 

Çocukken yitirilen bir şeyin yerine konması ne kadar doğal geliyor insana,

özellikle Babaannem, anneannem, dedem  eksikliği hiç hissettirmediler

bana kaybettiklerimin...Güçlerinin yettiği ölçüde her istediğimi aldılar, tabi ki

en önemlisi sevgilerini fazlasıyla verdiler. Şımarık bir çocuk olmadım mesela..

Dönüp baktığım zaman eksik kalan hiç birşey yok o günlerden bugüne...

Hep fazlası kalmış ki hala hatırladığım pek çok anım var.

 

Şimdilerde yitirdiklerimi ise ne yerine koymak, ne de tesellisi...............

 

 

 

Ne Demişler (4) :: Fikrini Söyle :: Bağlantı

• 7.8.2007 - Bir Erzurum anısı -2-

Kategori: Ani

Sonra biraz uyuduğumuzu hatırlıyorum.. Uyandığımızda televizyonda Siyaset

Meydanı vardı. Nedense bunu hiç unutmamışım, konusu türbandı. Çok geç

saatlere kadar sürdüğünden o gece uyuyup, uyanıp onu izlemiştik…

 

Gece saat 3 civarında odanın kapısı çaldı. Heyecan ve merakla kim olduğunu

sorduk ; bize sahur için yiyecek bir şeyler getirmişlerdi. Resepsiyonla bu

konuda bir konuşmamız olmamıştı , şaşırmakla birlikte kabul ettik… O gece

yediğimiz sahur kahvaltısının tadını hala unutamayız. Normalde o şekilde hiç

yemediğim, küçük sahanda kırılmış sade yumurta bize çok lezzetli gelmişti.

Yanında peynir, zeytin, bal v.s  ve çayla birlikte gecenin o vaktinde beklemediğimiz 

ve düşünmediğimiz ama çok hoşumuza giden bir sahur yapmıştık…

 

Ertesi sabah bayiimizin olduğu yere, otele yakın olduğu için kendimiz gittik.

Caddeden karşıya geçmekte hayli zorlanmıştık çünkü hiçbir yerde ışık yoktu,

arabalar hızlı gidiyordu ve burada olduğu gibi 2 güzel kıza durup kimse yol

vermiyordu :) Uçağımız öğleden sonra olduğu için o vakte kadar

gidebileceğimiz birkaç perakendeciye uğradık. Vakit kalmadığıdan

Palandöken'e ne yazık ki çıkamadık. Genel olarak dükkanlar temiz, esnafı da

güler yüzlü, iyi insanlardı. Şehir olarak Erzurum bende  iz bırakan yerlerden biri

olmadı.. Belki kısa süre kaldığımız ve fazla dolaşmadığımız için olabilir…

İşim düşmedikçe bir daha gideceğimi sanmıyorum.

Fakat kayak yapmayı sevenlere Palandöken güzel bir alternatif olabilir.

 

D.N : Durduk yerde neden 10 yıllık Erzurum anını anlattın derseniz ; bunun aklıma

gelmesine vesile olan şey Bünyamin'in Sona nine yazısıdır..

Bana ilginç gelen bir şeyi de belirtmek istiyorum burada : O gece bize sahur

yemeği getirdikleri zaman hiç ; Gece vakti 2 genç kızın kapısı çalınır mı ? neden

bize hiç sormadılar ya oruç tutan birileri olmasaydık , sabah kahvaltı isteseydik

vermeyecekler miydi v.b sorgularda bulunmadık. O zamanlar 21-22 yaşlarında

her şeye daha hoşgörülü ve hümanist bakan kızlardık sanırım... Sona Nine yazısına

kadar bu yazdıklarım aklıma gelmemişti mesela :)  Yine de ben o insanların zorlama

bir niyetleri olduğunu düşünmek istemiyorum...

Fakat şimdi olsaydı, en azından bize baştan bunun sorulmasının daha yerinde ve

mantıklı bir davranış olacağını otel yetkilisi ile konuşurduk :)

 

 

 

 

Ne Demişler (5) :: Fikrini Söyle :: Bağlantı

• 6.8.2007 - Bir Erzurum anısı -1-

Kategori: Ani

10 yıl kadar önce Aslı arkadaşımla bir iş için Erzurum’a gitmemiz gerekti.

İkimizin de yanımızda tecrübeli birisi olmadan yapacağımız ilk iş seyahati

olacaktı. Uçağımız sabahtı ve ofiste buluşup öyle gitmeyi kararlaştırdık.

Aslı biraz  gecikti ve Yeşilköy yolunda da trafik olduğu için biz uçağı kaçırdık !

Hatırladığım kadarıyla Erzurum’a tek uçak vardı ve sonrakine binme şansımız

yoktu haliyle. O zamanki patronumuz çok sert biriydi ve şimdi biz ona

diyeceğiz korkusuyla havaalanında kalakaldık.. Sonra biz gidene kadar öfkesi

geçsin diye oradan telefon ederek uçağı kaçırdığımızı anlattık, o da "yapacak

bişi yok geri gelin” dedi. Ofise girerken bağıracak diye beklediğimiz adam ,

bizi görünce “ iyi ki geldiniz zaten çok işimiz vardı” diyerek karşıladı :)

Çok şaşırmış ve rahatlamıştık elbette..  Ertesi günkü uçakla gidecektik fakat

yer yoktu, yedekte bekliyorduk . Aslı’ların evi Yeşilköy’e daha yakın olduğu

için onlarda kalmama karar verdik. Her gün evden Erzurum’a gidiyorum 

diye çıkıyor, uçakta yer açılmadığı için akşam geri dönüyordum :) 

Birkaç gün sonra uçak OK’lendi ve ben o gece Aslı’larda kaldım.  O gün

ramazanın ilk günüydü, annesi yola çıkacağımız için oruç tutmamamızın

daha iyi olacağını söyledi. Biz de tutmadık. Bu sefer uçağa vaktinde yetiştik...

Erzurum uçağı Ankara aktarmalı olduğundan Esenboğa havaalanında bir

süre bekledik. Nedense ikimize de soğuk gelmiş ve sevmemiştik orayı.

 

Sonunda öğlen civarı Erzurum’a vardık... Bizi oradaki bayimiz Sedat Bey

karşıladı. Erzurum’a dair hatırladıklarım ; Uçaktan inince yürüyerek gidilen küçük

bir havaalanı binası, dört bir tarafının bembeyaz dağlarla çevirili olması

(Palandöken) ve bu dağlarda hiç ağaç olmamasının bize enteresan geldiğiydi.

Ne de olsa alışmışız Uludağ’a :) Gittiğimiz yer şehir merkezinde olduğu için etrafta

pek fazla yeşillik yoktu. Zaten kıştı… Ama tahmin ettiğimden daha modern bir şehirle

karşılaştığımı söyleyebilirim.  Oraya gitme amacımız aslında bugün düşününce

komik bir sebepten ama şirketin o günlerine göre normal sayılırdı. ( Ne olduğunu

yazsam çok uzar bu yazı, kalsın en iyisi hem de şirket sırrıdır yazılmaz :)

 

İşlerimizi bitirip , bazı yerlere uğradıktan sonra iftar vakti oldu, bizi bir lokantaya

götürdüler. İftar saati boş masa kolay bulunmadığı ve her lokanta bayanlar için  pek

uygun olmadığından birkaç yer dolaştığımızı hatırlıyorum. Bu arada oruçlu

değildik  ama herkes tuttuğu için biz de bir şey yememiştik , neyse ki iftar 4 civarında

erken bir saatteydi.

 

Yemekten sonra Erzurum'da hayat durduğu için Sedat Bey bizi otelimize bıraktı.

Hem Ramazan hem de hava erken karardığından dolayı her yer kapanıyordu. 

Kalabileceğimiz otellerden iki seçeneğimiz vardı. Birisi oranın en iyi oteli , öteki de

ondan daha ucuz ama idare ederdi…Cadı finansman sorumlumuz laf etmesin diye

ucuz olanı tercih ettik. ( Şimdi olsa hiç umursamaz , diğer otelde kalamazdık diye

naz yapardık :) Ki ona da gerek olmazdı... )

Akşam 5 gibi odamıza çıktık.. O zamanlarda çok yoğun çalışıyorduk ve işten saat:

20.00-21.00'den önce çıkamıyorduk. Bu saatte işlerimizi halledip boş kalmamız

çok tuhaf ve aynı zamanda çok güzeldi :) Pijamalarımızı giyip televizyonu açtık...

 

---  DEVAM EDECEK ---

 

D.N : Bugün ancak bu kadarını yazabildim , devamı yarın :)

 

 

Ne Demişler (4) :: Fikrini Söyle :: Bağlantı

........


Ana Sayfa
Profilim
Tozlu Sayfalar
e-posta

B.İ.S

Kiraz'ın Hobi Sayfası
Bahar
Gül
Kalemhane
Vivaforever
Bir Deli'nin günlüğü
Bünyamin
HaylazYağmur
Dönence
Bibis
Handan
Ozgan
YeşilVadi
BeyazGelinciik
Bir Milyon Fikir
Gezimanya
Hbasak
Gergin
Farmau
VelenaPruva
Canan
E-vren günlüğü
Atalet
SerdarPakırel
Somebuddy
Kaybana
BirdemetMavi
Dolphin
PigmelerleDans
Türkçe Yaşam
Shiver
Badkitty
KabakÇekirde
Verocka
Alpernatif
SodyumHidroksit
Maviş
Kiraz-bs
KayıpSimurg
Oya'nın Dünlüğü
Karaf

Google

Kategorizeleştirilebildiklerim



Image Hosted by ImageShack.us

Bir gün çok bunalırsan
denizin dibinde
yosunlara takılmış gibi
soluksuz
sakın unutma
gökyüzüne bakmayı
gökyüzü senindir
gökyüzü herkesindir.










Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:3
| Sonraki Sayfa