Image Hosted by ImageShack.us




Kiraz'ın Sayfası

• 17.11.2008 - Issız Adam

Kategori: Begendiklerim


Şu ana kadar kaç cümle yazıp sildim bilmiyorum.
Bir filmi anlatmak bu kadar zor mu? Hele çok beğenmişsem...
Çağan Irmak, çağlayan bir nehir misali, her yaptığı filmde insanların
yüreklerine akıyor sanki... Issız Adam konusuyla, karakterleriyle
çok farklı, sıradışı bir film değil. Irmak'ın en iyi filmi de değil...
Ama işin içinde duygular, doğal oynanmış oyunculuklar, sevdiğimiz
mekanlar, harika müzikler ve çok iyi çekimler olunca farklılaşıyor işte.

Çağan hemen hemen herkese hayatından bir yerlere dokunuyormuş
hissini verirken, insana dair yaşanmışlıkların esantaneleri perdede
akıp gidiyor... Ara verildiği zaman öyle dalmışım ki, birden bu ne arası
diye şaşırır gibi oldum :) Hiç sıkılmadan, sıkmadan su gibi akıp gitti...
Şarkı seçimleri çok iyiydi, ki onlar olmasa film epey eksik kalırdı.
( Hele benim gibi eski şarkılara aşıksanız...Sinemaya gitmeden iki gün
önce bulup, indirip, dinlemiştim zaten :)


Baştan acıklı bile olsa ağlamayacağım diye kendimi şartlamış ve içinde
kağıt mendil olan çantamı yan koltuğa bırakmıştım. Film biterken nasıl
aktıklarını anlayamadığım göz yaşlarımı boynumdaki şala silerken,

sonunda çantamı almak zorunda kaldım. Anlayamadığım şey
o boğazımdaki düğümlenme hissi ve ağrıyı Çağan Irmak nasıl başarıyor!!
Ağladığım filmler olur ama bu adamınkilerde farklı birşey var.

Konusunu bilerek yazmadım. Zaten merak eden özetini okur, gitmek
isteyenler ise okumadan gitsin :) Kısacası ben çok beğendim.
İki gündür aklımda filmin devamını çekiyorum...Utanmasam oturup
hikayesini yazıp Çağan'a göndereceğim ama ayıp olur adamcağıza :)
Ucu açık veya buna müsait biten filmler ve romanlar, beğenmişsem
bende bazen böyle bir his uyandırır. Sürekli öyle bitmemeliydi, belki
devamı gelir, gelse şöyle olurdu , böyle olurdu diye kafamda yazarım bir
müddet. Sonra o his geçer...


D.N : İmeem gitmeseydi şarkıları liste halinde çalacaktım ama maalesef
başka yerlerde olmuyor galiba o şekilde :( Zaten pek sevmedim o siteleri.
Fonda sadece Ayla Dikmen- Anlamazdın çalıyor. Diğerlerini de aşağı
yazayım, isteyen olursa mail atabilirim.
Michel Fugain - Une belle historia
Nil Burak - Yalnızım ben
Semiramis Pekkan - Bana yalan söylediler
Sezen Aksu - Tükeneceğiz
Hümeyra - Tutsana ellerimi



Ne Demişler (0) :: Fikrini Söyle :: Bağlantı

• 12.1.2008 - Sevdalım Hayat

Kategori: Begendiklerim

 

Yazarlar vardır, onlar sizin için yazdıklarından çok daha fazlasıdır...

Zülfü Livaneli de benim için bu kişilerin başta gelenlerinden biridir.

 

Aynı zamanda besteci, şarkıcı, yönetmen yönlerini de  yazıları kadar

sevmemin de etkisi vardır elbette ama hepsinden önce insan olarak

yakınlık duyuyorum kendisine. Aynı ruh coğrafyasından bir  akraba gibi...

 

Sevdalım Hayat , Livaneli'nin hayatından kesitleri yazdığı biyografik

bir roman.  Çocukluk günlerinden başlayarak, kendi sanat hayatı ve buna

paralel olarak Türkiye’nin gidişatını yüreklerimize dokunarak anlatıyor.

 

27 Mayıs-12 Mart döneminde yaşanan akıl almaz, mantıksız aydın

kıyımlarını okurken bir kez daha bu ülkenin nelerden geçtiğini sorgulayıp,

isyan ediyorsunuz.

 

Bir yanda güzel dostluklar, müzik, kültür ortamları, yardım severlikler,

sanat dayanışmaları.. Bir yanda iftiralar, asılsız suçlamalar, haksız yere yatılan

hapisler, mecburi sürgünler, özlemler.. Bir yanda kazanılan uluslar arası büyük

başarılar, ödüller, ortak müzik-sinema projeleri, kültür forumları..

Bir yanda kıskançlıklar, kendi ülkesinde bu başarıların görmezden gelinmesi,

bazı çevrelerce kabul edilmemesi, basında ciddiye alınmaması..

Bir film ( Yer demir gök bakır ) çekmek, bir konser vermek için

katlanılan zorluklar..

Yaşar Kemal’den, Cengiz Aytmatov’a bir çok ünlü insana dair anılar..

Siyasetin gerçek ve  kirli yanları..

Livaneli’nin deyişiyle  “ bir anılar denizi “.  Bir solukta okunan, okunması

gereken bir anlatı romanı…

 

Kitaptan işaretlediğim kısımlarından bazılarını yazmak istiyorum ara sıra.

Öncelikle çok katıldığım aşağıdaki bölümü paylaşmak istedim :

 

“Wim Wanders daha sonra çok göreceğim yeni bir sanatçı tipinin ilk

örneklerinden biriydi. Bu tip insanlar, hayata coşkuyla, şiirle, heyecanla

yaklaşmıyor; her şeyin inceden inceye hesaplandığı bir kariyer oluşturma

yöntemi sonucunda, insanları soğuk buzlu camlar ardından süzen finans

uzmanlarına benziyorlardı. Böyleleri yanlış adım atmamak ve kendilerine

 en uygun zamanlamayı ve stratejiyi belirlemek üzere çaba gösteriyorlardı.

Ne Mikis Theodarakis’e benziyorlardı, ne Elia Kazan’a, ne Yaşar Kemal’e, ne

Orhan Veli’ye, ne Nazım’a, ne Neruda’ya, ne Lorca’ya , ne Aragon’a.

İçlerinde şiir yoktu, hesap kitap ve acımasız bir duygusuzluk vardı.

 

Son yıllarda ortalığı, bu tip insanlar sardı ve Amerika’dan yayılan pazarlama

yöntemlerinden başka bir şeye kafa yormaz oldular. Bu orta yetenekteki

insanları moda haline getirerek piyasaya süren kurnaz tüccarlar belirdi. Belki

başarı kazandılar ama iyi bir sanatçı olma, klasik olacak bir eser verme

imkanını sonsuza kadar yitirdiler. Şimdi çok allanıp pullansa bile bir süre

sonra, bu yapıtların ne kadar kof ve uydurma olduğu ortaya çıkacak.

Çünkü hiç kavgaları ve sevdaları olmadı.”

.......................................................................

 

akasya kokan gecelerde
türküler söyleyip dolaşırdın sen
birer birer dökülen hecelerde
kendi yüreğinle yarışırdın sen

sağ olsun uçan kuşlar
çiçeğe durmuş ağaç
yaşasın sevdalılar
sevdalım hayat

karanlıktan güçlüydü hep aydınlık
uzakta parlayan sımsıcak ışık
şiir sana tutkun sen ona aşık
kendi yüreğinle yarışırdın sen

sağolsun uçan kuşlar
çiçeğe durmuş ağaç
yaşasın sevdalılar
sevdalım hayat

yaşam dalga dalga uzar giderdi
ölüm gözümüzde bir arpa boyu
çocuk gibi öper, okşar, severdim
yediğim ekmeği, içtiğim suyu

sağolsun uçan kuşlar
çiçeğe durmuş ağaç
yaşasın sevdalılar
sevdalım hayat

 

Zülfü Livaneli

 

 

Ne Demişler (4) :: Fikrini Söyle :: Bağlantı

• 7.1.2008 - Velena'dan bir hediye

Kategori: Begendiklerim

BİR HEDİYEM VAR YÜREĞİNİZE

 

Hediye ile ilgili ne yazılır diye düşünüp durdum. Yılbaşında, doğum günlerinde alınan

hediyeler. Aslında bunlarla ilgili pek de tecrübem var diyemem. Bana çok az hediye

alınmıştır, onlar da özellikle özel günlerin haricinde...


Bu yazıyı hazırladıktan sonra cumartesi günü yani iki gün önce; iki blogcu arkadaşım ile

ilk defa buluştuk. İnanılmaz keyifli bir gündü ve günün sonunda bana hazırladıkları bir

hediye paketini verdiler. İçinde bana özel hazırlanmış minik minik hediyeler vardı. Çok

hoşuma gitti. Vapurda geri dönerken düşündüm neden diye. Çünkü; özenle düşünülmüş,

hazırlanmış ve sunulmuştu. Yani hayatlarının içinde bana bir zaman ayırmışlardı.


Evet hediye alınacaksa, bu bir görev olmamalıdır. Bir görev hissi yerleşiyorsa bize hiç

almamalıyız. Bir hediye; verilen kişiye özel olduğunu hissettirmelidir.. Özenildiği, değer

verildiği ifade edilmelidir. Gözü değil, ruhu okşamalıdır. Pahalı değil, değerli olmalıdır.

Yüreğe verilmelidir.


Bir anım var hatırlayabildiğim en eski hediyem ile ilgili;


Yıllar önce ben 6-7 yaşlardayken babam bir arkadaşı ile uzak bir yere gitmişti. Birlikte

gittiği kişi benim en yakın arkadaşım Aslı' nın babasıydı. Günler geçti bir gün geri geldiler.


Aslı' nın babası ona Barbie' nin oyuncak at arabasını almıştı. Hatırlıyorum da biraz

zorlasaydık biz bile binebilirdik . Bembeyaz, üzerinde pembe süsleri olan bir at

arabası ve tabi iki de beyaz at. Benim hediyem onunkinin yanında biraz sönük

kalmıştı. Şarap rengi kırmızı kocaman bir kalp kolye, sahte altın zinciri olan .

Çok bozuldum. Benim ki avuç kadar, Aslı' nın ki benim kadar bir hediye.


Ben benim hediyeyi attım bir kenara Aslı' ya sulanmaya başladım. Kıskanç Aslı

ellettirir mi? Kenardan onu seyretmeye başladım. Annesi Aslı' yı ikna etmeye

çalışıyor, tık yok. Biraz sonra benim burun kanatlarım dalgalanmaya başladı, kendimi

tutamadım ve ağlamaya başladım. Aslı' nın annesi yanıma geldi kolyemi istedi, verdim.

Annem' e döndü; "İnanamıyorum, Velena' nın babası Velena' ya ne almış. Sihirli kolye".

Annem güldü. Ben şaşkın şaşkın, burnumu çeke çeke bakakaldım. Aslı bir tilki gibi

gözlerini kısarak oyuncağından başını kaldırdı. Annesi devam etti; "Aslıcığım bu

kolye ile çocuklar ne isterse oluyormuş, biliyor musun? Mesela dört atlı bir Barbie

arabası, mesela kocaman bir çikolatadan ev".


Ve döndü, kolyemi bana verirken; "Bunu boynundan sakın çıkarma ve geceleri

yatarken kolyeni avucunun içine al. Bir şeyi çok istediğinde birgün gerçek olabilir,

sihirli bir kolye bu" dedi. İnandım, Aslı da inandı. Eve döndük.


O günden sonra pek çok gece bir Barbie bebek vermesini istedim kolyemden. Aslı da

o günden sonra etrafımda pır dönmeye başladı. Ne zaman onlara gitsek bana

Barbie' lerini veriyor, beni arabasıyla oynattırıyor. Ben anında çaktım davayı.

Kolyemi elde etmeye çalışıyordu.


Bir süre sonra kolyeden hevesim kaçtı. Hediyem bir türlü gelmemişti. Yuvadayken

Aslı' nın yanına gittim ve onunla pazarlık yaptım. Kolyeme karşılık istediğim bir oyuncak.

Ve birgün onlardayken değiş tokuşumuzu yaptık. Siyah saçlı Barbie' sini aldım, kolyemi

verdim. Ama bu alışveriş biraz olaylı oldu. Bana önce kolyemi vermemi söyledi, ben de

önce Barbie dedim. Kavga ettik. Sonra yere koyduk yanyana ve 1 2 3 ...

Herkes istediğini aldı yerden.


Aslında gönlümde araba vardı. Ama arabam olsa Barbie bebeğim olmayacaktı oynamak

için. Aslı sihirli kolyenin gerçekten sihirli olup olmadığını sorduğunda, o anda gerçekten de

öyle olduğuna inanmıştım, istediğim şey olmuştu. Artık bir Barbie sahibi kızdım.


Sonradan çok üzüldüm. Artık kolye Aslı' nın idi ve artık sadece o ne isterse onun olacaktı.

Sihir ona geçmişti. Bu sefer de günlerce bunun için üzüldüm, ağladım.


O zamanlar kısır döngü nedir bilmiyordum. Bir hediye bizi bir döngü içine almış,

fırıldak gibi döndürüp durmuş günlerce.


Şimdi ise sadece bir tebessümlü yüz yerleştiriyor hatırladıkça..


31.12.2007 / Velena Pruva

 

 

D.N :  Bu güzel anını bana gönderdiğin için teşekkürler Velena'cım...

( biraz geç oldu ama yayınlayabildim sonunda :)

 

Ne Demişler (3) :: Fikrini Söyle :: Bağlantı

........


Ana Sayfa
Profilim
Tozlu Sayfalar
e-posta

B.İ.S

Kiraz'ın Hobi Sayfası
Bahar
Gül
Kalemhane
Vivaforever
Bir Deli'nin günlüğü
Bünyamin
HaylazYağmur
Dönence
Bibis
Handan
Ozgan
YeşilVadi
BeyazGelinciik
Bir Milyon Fikir
Gezimanya
Hbasak
Gergin
Farmau
VelenaPruva
Canan
E-vren günlüğü
Atalet
SerdarPakırel
Somebuddy
Kaybana
BirdemetMavi
Dolphin
PigmelerleDans
Türkçe Yaşam
Shiver
Badkitty
KabakÇekirde
Verocka
Alpernatif
SodyumHidroksit
Maviş
Kiraz-bs
KayıpSimurg
Oya'nın Dünlüğü
Karaf

Google

Kategorizeleştirilebildiklerim

  • Ani
  • Begendiklerim
  • Deneme
  • Elestiri-yorum
  • Foto-Gezi
  • Foto-Gunluk
  • Gulumse
  • Gunlugumsu
  • isimsiz
  • Oyku


  • Image Hosted by ImageShack.us

    Bir gün çok bunalırsan
    denizin dibinde
    yosunlara takılmış gibi
    soluksuz
    sakın unutma
    gökyüzüne bakmayı
    gökyüzü senindir
    gökyüzü herkesindir.










    Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:108
    Son Sayfa | Sonraki Sayfa