Lamba yine alaylı bir şekilde gülümseyerek : - Bu kaçırma işi gorilla eylemi galiba değil mi? Kiraz, diye sordu. - Evet gorilla eylemi ve sen bunu başaramayacağımı düşünüyorsun ama yanılıyorsun. Aslında seni kaçıracağımı söylememem gerekiyordu fakat acıdım işte. Baştan söylemek istedim ki, gözün arkada kalmasın. - Gözüm arkada kalmaz Kiraz, çünkü gözlerim sende kaldı... Bir garip izliyordu beni, huzursuz olmaya başladım. Yanıma oturdu, ellerimi tuttu ve gözlerimin içine bakarak ; - Kaçırıp ne yapacaksın ki beni Kiraz, bak işte yanındayım..yanımdasın... - Bunun bir amacı var , hem senin iyiliğine de olacak bilmiyorsun henüz. - Benim iyiliğim için sen hep burada otur ben sana bakayım. Ayağa kalktım, artık daha katı olmanın zamanı gelmişti...Ellerimi belime koyarak, - Lamba ben gayet ciddiyim! sana yanına küçük bir çanta alman ve hazırlanman için yarım saat veriyorum. Bir hafta buralarda olmayacaksın ona göre! - Hadi ya, bu hafta çok işim var hiç bir yere gidemem ben! - Öyle bir gideceksin ki , sen bile şaşıracaksın! - Kiraz, Kirazım...Kızınca çok tatlı oluyorsun... Gözlerin gözlerime dolanırken, Bırakırım martıları, kelebekleri baharı. Dalarım dallarına.. Kiraz dudaklarından şarkılara.. Kanatlanırım bulutlara. Gözlerin gözlerime dolanırken.. Unuturum yaşadığımı. Hey allam! şimdi de şiir okumaya başladı, beni böyle etkileyeceğini sanıyordu ama aldanıyordu... Kimler ne tatlı sözler söylediler de beni kandıramadılar hıh..  Artık jartiyerime sakladığım silahı kullanmanın zamanı gelmişti. - Evet sevgili Lamba… sadede gelelim! Elimdeki silahı görünce gülümseyişi silindi yüzünden… - Nasıl yani, dediklerini yapmazsam öldürecek misin şimdi sen beni ? - İstersem öldürebilirim ama önce süründürürüm! Şimdi ne söylersem yapacaksın, Sana toparlanman için yarım saat süre…Etmen gereken acil telefonlar varsa onlar da bu süreye dahil. Bu arada iş konusunda endişe etmene gerek yok, ben patronunla konuşup her şeyi ayarladım. - Nasıl yaptın bunu ? - Gorilla’ları asla küçümsememelisin Lamba! - Peki istediklerini yapacağım ama yarım saat yetmez, Bünyamin’e 88 tane yorum yazmaya söz vermiştim yarısındayım daha..Solucanların keki pişince götürüp vermeliyim, bloğa ekleyeceğim fotograflar var…Notebookun harddiskinde sorun var onu temizlemem gerek...Sözünü kestim; - Eyyhh yeter bu kadar. Sana bir saat süre..Bünyamin’in yorumlarını yaz, o sırada kek pişer beraber götürüp veririz. Hem ablanla solucanları merak ediyordum, görmüş olurum. - Kiraz ya , ben evdekilere ne diyeceğim çok merak ederler beni. - Onu da halledeceğim sen hiç merak etme. Bu arada en önemli şeyi söylemeyi unuttum, yanına laptop, cep telefonu, usb bellek, v.s elektronik eşya almak yok. Sadece senin için aldığım özel izinle, fotograf makineni alabilirsin ayrıca yedek hafıza kartı almak da yok, 1gb sana 1 hafta yeter! Lamba bunu duyunca adeta yıkıldı... - Nasıl olur! ben ondan asla ayrılamam, diyerek notebook hanıma sarıldı... - Hem blogum ne olacak, bana yazılan yorumları kim onaylayacak ? - Blogun tatil yapacak, yorumları da söyle sen yokken Bünyamin'e yazsınlar, sevinsin garip. Zaten bu zavallı bilgisayar da çok yorulmuştu dinlensin biraz. - Ama ben onlar olmadan bir hafta ne yaparım! Neden alamıyorum yanıma ? - Bu bir "teknolojik detoks" programı laboranite çalışması olacak. Sen denek olarak seçildin! - Biraz açar mısın konuyu anlayamadım tam olarak, nasıl denek olacağım ? - Sonra anlatırım, şimdi olmaz. Durup biraz düşündü ve tekrar atağa geçti. - Kirazım neden işleri zorlaştırıyorsun...Bak ben sana aşığım diyorum, seviyorum diyorum... o kadar şiir yazdım hiç mi kıymeti yok ? - Bu bir görev ve iş başında aşka yer yok! hem sana da inanmıyorum, herkese mavi boncuk dağıttığını farketmediğimi mi sanıyorsun ! - Kime mavi boncuk dağıtıyor muşum! Benim tek mavim sensin! - Hadi ordan, blogunda yazdığın cevapları görmüyor muyum ben.. Neysee...zamanımız azalıyor çabuk ol! Beni etkilemesine izin vermeyecektim...İşle aşk karışmamalıydı.. Lamba eşyalarını toplayıp, yorumları yazarken ben de etrafı inceliyordum.. Bayan orkide tüm zerafeti ile bir köşede duruyor, pencereye güvercinler konuyordu... 
O arada pişen keki alıp, aşağı indik. İki küçük solucan Lamba'yı görünce çok sevindiler. Ablası çok şeker bir hanımdı. Mutfakta keki dağıtması için ona yardım ederken, Lamba ile bir haftalığına başbaşa tatile gideceğimizi bizi merak etmemesini ve annesine haber vermesini söyledim. Beni onun sevgilisi sandığı için çok sevindi. Yıllardır hayırlı bir kısmet aradıklarını ama Lamba'nın kimseleri beğenmediğini inşallah birlikte mutlu olmamızı dilediğini söyledi. Ona yalan söylediğim için üzülmüştüm..Yine de renk vermemek için elimden geleni yaptım... Lambanın çantasını almak üzere tekrar yukarı çıktık.. İçeri girdiğimizde yine önümde diz çöküp , güzel sözler söylemeye başladı. Bütün cazibesiyle beni etkilemeye çalışıyordu...Duymamak için kulaklarımı tıkadım. Ellerimi zorla tutup kulaklarımı açtırdı. Samimiyetine inanmam için bir sürü şey söylüyordu...Direncim kırılmaya başlıyordu... Bu sırada Atalet komutanımın çatık kaşlarını karşımda görür gibi oldum. Co-komutanım Emel de yanında parmağını sallıyordu. "Gorilla'lara ihanet edemezsin" der gibi bakıyorlardı...Hemen kendime geldim. 
Tabancamı çekip , Lamba'ya; - Yeter artık , diye bağırdım... Bu iş güzellikle hallolmayacaktı. Beni zor kullanmaya mecbur etmişti. Tabancanın fonksiyonunu ayarlayıp tetiğe bastım! - Devam edecek- |