Image Hosted by ImageShack.us



Kiraz'ın Sayfası

• 23.5.2008 - Yollarda Buldum -1-

Kategori: Oyku

Üst kattan gelen gürültüyle uyandı Hakan, homurdanarak gerindi…

Gözleri başucundaki 16.00 yı gösteren saate takılınca birden uykusu

açılıverdi.  “Bu saate kadar uyunur mu be” diye kendi kendine

söylenerek kalktı… Ve birden bir gülümseyiş yayıldı kirli sakallı yüzüne.

“Yollarda bulurum seni
Takvimlerden çalarım seni
Dans ederim hayalinle
Yine de yaşarım seni

Yalnız kalırım sanma
Mutsuz olurum sanma
Yaşarım doya doya
Yaşarım ben seni”

Şarkıyı yüksek sesle söyleyerek banyoya girdi. Çişini yaparken önce banyo mu,

kahvaltı mı diye düşündü…Banyo yapalım duruma bakarız diyerek  şofbeni

açtı, “ulan tüp sakın şimdi  bitme” diye gözdağı vermeyi de ihmal etmedi…

Sular omuzlarına uzanan saçlarından akarken geçen bir haftayı düşündü ;

Seyahate çıkmadan iki gün önce patron “Gamze ile beraber gideceksiniz, ona

müşterileri tanıt, bölgenle ilgili her şeyi öğret” dediği vakit nasıl da bozulmuştu.

Ege bölgesine bakmaktan memnundu,  sekiz ayda herkesi tanımış, düzenini

kurmuştu. Şimdi onun yerine Gamze geçecekti, üstelik yetmiyormuş gibi koca

bir hafta birlikte olacaklardı. Ne yapacaktı ki onunla… Yaklaşık bir buçuk yıldır

aynı iş yerinde çalışıyorlardı. Hakan onu biraz ukala bulur, sık sık atışırlardı.

"Senin erkek arkadaşın olacak adam yanmış" diye dalga  geçerdi.

 

Otobüs Muğla’ya doğru yol alırken, gecenin bir vaktinde omzunda hissettiği

başın ağırlığı ile uyandığında, altta kalan kolunu uyuşmasın diye kızın omzuna

attığı zaman duyumsadığı kokusu muydu ilk kez onu farklı biri gibi algılamasına

sebep olan…Ona sarılmış uyurken, sabahın ilk ışıklarında otobüsün bir çukura

girmesiyle aynı anda gözlerini açıp, birbirlerine baktıklarında, içinde

bulundukları habersiz samimiyetin tatlı utangaçlığı ile kızaran yanaklarını

görmek mi etkilemişti o kadar…Yoksa yeşil hareli ela gözlerini ilk kez bu kadar

yakından görmek mi… Güneş vuran saçlarında oynaşan sarı ışıklar mı…

Ne kadar da güzel görünüyordu günün bu saatlerinde. Normalde makyaj

yapmadan işe gelmeyen kızı, ilk kez en doğal ve kendine en güzel gelen haliyle

görmek mi…Bilmiyordu…Yolculuğun ilk  gününde tek bildiği şey Gamze’nin

onun içinde bir şeyleri uyandırmış olduğuydu.

Ama hemen kabul etmek istemedi ve kıza da belli etmedi.

 

Sonrası bir nehirin yatağını bulmuşcasına akarak geldi…O bir hafta boyunca

ikisi de birbirlerini tanıdılar…Boşuna demiyorlardı “ bir insanı iyi tanımanın

yollarından biri  beraber yolculuk yapmaktır” diye…Seyahatin bitmesine

bir gün kala, mola verdikleri bir tepede yan yana oturmuş güneşin Ege’ye

o günkü  rengarenk vedasını  izlerken  önce gözleri buluştu, sonra dudakları….

İki iş arkadaşı olarak zorunlu çıktıkları yolculuktan, İstanbul’a iki sevdalı

olarak dönmüşlerdi.

 

Ondandı Hakan’ın uyandığı zamanki neşesi. Artık bir sevgilisi vardı... 

İki yıla yakın bir süredir, ev ve iş arkadaşı İsmail ile birlikte yaşadığı bu

şehirde ikinci kez hayatın bu kadar anlamlı olduğunu hissediyordu.

İlkini işe başlarken duymuştu. Sonra çalışma, tutunma ve geçinme

gailesine dalmış, kendini unutmuştu.  “ Yaşıyorsun be olum Hakan “ dedi.

Duştan çıktı ve giyindi. Kahvaltıyı dışarıda yapacaktı.

 

- Devam edecek-

 

 

Ne Demişler (2) :: Fikrini Söyle :: Bağlantı

• 22.2.2008 - Bir Deli'yi kaçırmak -3 ve son :)

Kategori: Oyku

İstemeyerek de olsa Lamba'yı bayıltmıştım, konuşmaya devam etseydi onu

kaçırmam zorlaşabilirdi. Her ne kadar katı görünmeye çalışsam da benim de

bir kalbim vardı...Lamba bayılınca onu evde bulduğum bir battaniyeye sarıp

bağladım. Benim için oldukça ağırdı ama zor da olsa başarmıştım sonunda. Baygın

halde merdivenlerden indirirsek yakalanabilirdik , bu şekilde kimse farketmezdi...

Kapının önündeki arabada bekleyen goril koruma şöförünü onu taşımak için yukarı

çağırdım.

  

      

Etkisiz hale gelen Lamba'yı kimselere görünmeden aşağı indirip,  arabaya bindirdik.

Sonunda evden çıkabilmiş ve hedefe doğru yola koyulmuştuk...İstanbul dışında, çok

uzak olmayan gizli bölgedeki Gorilla misafirhanesi çiftliğine doğru hızla yol alıyorduk.

Nefessiz kalıp boğulmasın diye battaniyenin iplerini gevşetip, Lambanın kafasını açtım.

Bir süre sonra kendine gelmeye başladı. Nerede olduğunu anlamaya çalışıyor

bulanık gözlerle etrafına bakınıyordu.

- Kirazım ne oldu, ne yaptın bana, nerdeyiz, nereye gidiyoruz ?

- İlk defa bu kadar çok soruyu arka arkaya soruyorsun Lamba hahahah.

- Gazozuna ilaç koydum :p

 

Artık gerekli açıklamaları yapmanın zamanı gelmişti.

- Gorilla çiftliğine götürüyorum seni, orada bir laboranite çalışması kapsamında

denek olacaksın. Vücudundaki elektromanyetik, radyasyon, UV gibi oranlar

ölçülecek ve teknolojik  detoksun başlayacak. Bir hafta boyunca her türlü elektronik cihazdan uzak kalacaksın. Fotograf makinen hariç...Bu süre sonunda tekrar ölçüm

yapılacak ve bu araçların insan vücudundaki etkileri gözlemlenecek. Yani boşu

boşuna kaçırılmadın!

- İnsanlığa bir faydam dokunacaksa bedenim feda olsun, dedi.. cool duruşunu

yeniden kazanmıştı...

 

Bu sırada çiflik evine geldik. Lamba evi ve bahçede çalışan gorillaları görünce hemen

makinesini çıkarıp resimlerini çekmeye başladı.

 

 

Burada kendini büsbütün yalnız hissetmemesi için ona bir sürpriz hazırlamıştım.

Uzaktan bizim geldiğimizi görünce koşarak, cipin yanındaki çite yaklaştı.

 

  

Eşek Lamba'yı gördüğüne çok sevinmişti. Lamba da öyle...

- Onu da mı kaçırdın,  çok düşüncelisin be Kiraz dedi.

 

Sonunda eve vardık ve içeri girdik...Gorilla görevlileri tarafından Lamba'nın

çantası alındı, onun için hazırlanan bölüme  götürüldük. Çok güzel döşenmiş

hoş ve rahat bir odaydı. Lamba'ya özel hazırlanmış vejeteryan yemeğinden yedik..

 

 

Artık vedalaşma zamanı gelmişti. Göz göze geldik...

- Benim görevim burada sona eriyor Lamba gitmem lazım, dedim.

- Nasıl yani sen de benimle kalmayacak mısın burada ?

- Hayır !

- Ama ama ne yaparım ben sensiz burada, çok canım sıkılır..Gitme Kirazım lütfen.

Nü resimlerini çekecektim daha. Şu pencereden görünen çiçeklerden saçlarına

taç yapacaktım...

  

- Üzgünüm ama gitmem gerekiyor, görevim burada bitti ve daha fazla kalmam

zaten yasak...

- Pekala Kiraz öyle olsun..Hadi git güle güle. dedi hiç umursamaz bir tavırla.

İçimden biraz alındım , demek bu kadar kolay vazgeçiyordu benden.

Ona hiç bakmadan döndüm ve kapıyı açmak üzere elimi uzattım. Kapı kilitliydi...

Lamba yüzünde hınzır bir gülümseyişle bana bakıyordu.

- Bu sefer sen benim tutsağımsın Kiraz, dedi.

- Yaaa ama gitmem lazım! komutanlarım, kurallar....

- Kurallar bozulmak içindir Kirazım.

 

Buraya kadar gelmişken görevime ihanet mi edecektim...Hayır...

Lamba tabancamı unutmuştu. Silahımı çekip ona ateş ettim!

Bu sefer sadece uyuma fonksiyonunu seçmiştim, hem bu kadar atraksiyondan

sonra iyi bir uykuya ihtiyacı vardı...Onu yatağına yatırıp, orada bulduğum

kağıda bir şeyler yazdım ve başucuna bıraktım. Sonra da sessizce gorilla çiftliğini

terkettim. İçimde görevimi başarmış olmanın buruk sevinci vardı...

 

Image Hosted by ImageShack.us 

 

Ne Demişler (8) :: Fikrini Söyle :: Bağlantı

• 22.2.2008 - Bir Deli'yi kaçırmak -2-

Kategori: Oyku

Lamba yine alaylı bir şekilde gülümseyerek :

- Bu kaçırma işi gorilla eylemi galiba değil mi? Kiraz,  diye sordu.

- Evet gorilla eylemi ve sen bunu başaramayacağımı düşünüyorsun ama yanılıyorsun.

Aslında seni kaçıracağımı söylememem gerekiyordu fakat acıdım işte. Baştan

söylemek istedim ki, gözün arkada kalmasın.

- Gözüm arkada kalmaz Kiraz, çünkü gözlerim sende kaldı...

 

Bir garip izliyordu beni, huzursuz olmaya başladım. Yanıma oturdu, ellerimi tuttu ve

 gözlerimin içine bakarak ;

- Kaçırıp ne yapacaksın ki beni Kiraz, bak işte yanındayım..yanımdasın...

- Bunun bir amacı var , hem senin iyiliğine de olacak bilmiyorsun henüz.

- Benim iyiliğim için sen hep burada otur ben sana bakayım.

 

Ayağa kalktım, artık daha katı olmanın zamanı gelmişti...Ellerimi belime koyarak,

- Lamba ben gayet ciddiyim!  sana yanına küçük bir çanta alman ve hazırlanman

için yarım saat veriyorum. Bir hafta buralarda olmayacaksın ona göre!

- Hadi ya, bu hafta çok işim var hiç bir yere gidemem ben!

- Öyle bir gideceksin ki , sen bile şaşıracaksın!

- Kiraz, Kirazım...Kızınca çok tatlı oluyorsun...

  Gözlerin gözlerime dolanırken,
  Bırakırım martıları, kelebekleri baharı. 
  Dalarım dallarına..
  Kiraz dudaklarından şarkılara..
  Kanatlanırım bulutlara.
  Gözlerin gözlerime dolanırken..
  Unuturum yaşadığımı
.

 

Hey allam!  şimdi de şiir okumaya başladı, beni böyle etkileyeceğini sanıyordu ama

aldanıyordu... Kimler ne tatlı sözler söylediler de beni kandıramadılar hıh..

 

Artık jartiyerime sakladığım silahı kullanmanın zamanı gelmişti.

-   Evet sevgili Lamba… sadede gelelim!

Elimdeki silahı görünce gülümseyişi silindi yüzünden…

-   Nasıl yani, dediklerini yapmazsam  öldürecek misin şimdi sen beni ?

-   İstersem öldürebilirim ama önce süründürürüm! Şimdi ne söylersem yapacaksın,

Sana toparlanman için yarım saat süre…Etmen gereken acil telefonlar varsa onlar da

bu süreye dahil. Bu arada iş konusunda endişe etmene gerek yok, ben patronunla

konuşup her şeyi ayarladım.

- Nasıl yaptın bunu ?

- Gorilla’ları asla küçümsememelisin Lamba!

- Peki istediklerini yapacağım ama yarım saat yetmez, Bünyamin’e 88 tane yorum

yazmaya söz vermiştim yarısındayım daha..Solucanların keki pişince götürüp

vermeliyim, bloğa ekleyeceğim fotograflar var…Notebookun harddiskinde sorun var

onu temizlemem gerek...Sözünü kestim;

- Eyyhh yeter bu kadar. Sana bir saat süre..Bünyamin’in yorumlarını yaz, o sırada kek

pişer beraber götürüp veririz. Hem ablanla solucanları merak ediyordum, görmüş

olurum.

- Kiraz ya , ben evdekilere ne diyeceğim çok merak ederler beni.

- Onu da halledeceğim sen hiç merak etme. Bu arada en önemli şeyi söylemeyi unuttum,

yanına laptop, cep telefonu, usb bellek, v.s elektronik eşya almak yok. Sadece senin

için aldığım özel izinle, fotograf  makineni alabilirsin ayrıca yedek hafıza kartı almak da

yok, 1gb sana 1 hafta yeter!

 

Lamba bunu duyunca adeta yıkıldı...

- Nasıl olur!  ben ondan asla ayrılamam, diyerek notebook hanıma sarıldı...

- Hem blogum ne olacak, bana yazılan yorumları kim onaylayacak ?

- Blogun tatil yapacak, yorumları da söyle sen yokken Bünyamin'e yazsınlar,

sevinsin garip. Zaten bu zavallı bilgisayar da çok yorulmuştu dinlensin biraz.

- Ama ben onlar olmadan bir hafta ne yaparım! Neden alamıyorum yanıma ?

- Bu bir "teknolojik detoks" programı laboranite çalışması olacak. Sen denek

olarak seçildin!

- Biraz açar mısın konuyu anlayamadım tam olarak, nasıl denek olacağım ?

- Sonra anlatırım,  şimdi olmaz.

Durup biraz düşündü ve tekrar atağa geçti.

 

- Kirazım neden işleri zorlaştırıyorsun...Bak ben sana aşığım diyorum, seviyorum

diyorum... o kadar şiir yazdım hiç mi kıymeti yok ?

- Bu bir görev ve iş başında aşka yer yok! hem sana da inanmıyorum, herkese

mavi boncuk dağıttığını farketmediğimi mi sanıyorsun !

- Kime mavi boncuk dağıtıyor muşum!  Benim tek mavim sensin!

- Hadi ordan, blogunda yazdığın cevapları görmüyor muyum ben..

Neysee...zamanımız azalıyor çabuk ol!

Beni etkilemesine izin vermeyecektim...İşle aşk karışmamalıydı..

 

Lamba eşyalarını toplayıp, yorumları yazarken ben de etrafı inceliyordum..

Bayan orkide tüm zerafeti ile bir köşede duruyor, pencereye güvercinler konuyordu...

 

 

O arada pişen keki alıp, aşağı indik. İki küçük solucan Lamba'yı görünce çok

sevindiler. Ablası çok şeker bir hanımdı. Mutfakta keki dağıtması için ona yardım

ederken, Lamba ile bir haftalığına başbaşa tatile gideceğimizi bizi merak etmemesini

ve annesine haber vermesini söyledim. Beni onun sevgilisi sandığı için çok sevindi.

Yıllardır hayırlı bir kısmet aradıklarını ama Lamba'nın kimseleri beğenmediğini

inşallah birlikte mutlu olmamızı dilediğini söyledi. Ona yalan söylediğim için

üzülmüştüm..Yine de renk vermemek için elimden geleni yaptım...

 

Lambanın çantasını almak üzere tekrar yukarı çıktık..

İçeri girdiğimizde yine önümde diz çöküp , güzel sözler söylemeye başladı.

Bütün cazibesiyle beni etkilemeye çalışıyordu...Duymamak için kulaklarımı

tıkadım. Ellerimi zorla tutup kulaklarımı açtırdı. Samimiyetine inanmam

için bir sürü şey söylüyordu...Direncim kırılmaya başlıyordu...

 

Bu sırada Atalet komutanımın çatık kaşlarını karşımda görür gibi oldum.

Co-komutanım Emel de yanında parmağını sallıyordu.

"Gorilla'lara ihanet edemezsin" der gibi bakıyorlardı...Hemen kendime geldim.

 

Tabancamı çekip , Lamba'ya;

- Yeter artık , diye bağırdım...

Bu iş güzellikle hallolmayacaktı. Beni zor kullanmaya mecbur etmişti. Tabancanın

fonksiyonunu ayarlayıp tetiğe bastım!

 

- Devam edecek-

 

 

Ne Demişler (10) :: Fikrini Söyle :: Bağlantı

........


Ana Sayfa
Profilim
Tozlu Sayfalar
e-posta

B.İ.S

Kiraz'ın Hobi Sayfası
Bahar
Gül
Kalemhane
Vivaforever
Bir Deli'nin günlüğü
Bünyamin
HaylazYağmur
Dönence
Bibis
Handan
Ozgan
YeşilVadi
BeyazGelinciik
Bir Milyon Fikir
Gezimanya
Hbasak
Gergin
Farmau
VelenaPruva
Canan
E-vren günlüğü
Atalet
SerdarPakırel
Somebuddy
Kaybana
BirdemetMavi
Dolphin
PigmelerleDans
Türkçe Yaşam
Shiver
Badkitty
KabakÇekirde
Verocka
Alpernatif
SodyumHidroksit
Maviş
Kiraz-bs
KayıpSimurg
Oya'nın Dünlüğü
Karaf

Google

Kategorizeleştirilebildiklerim



Image Hosted by ImageShack.us

Bir gün çok bunalırsan
denizin dibinde
yosunlara takılmış gibi
soluksuz
sakın unutma
gökyüzüne bakmayı
gökyüzü senindir
gökyüzü herkesindir.










Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:7
| Sonraki Sayfa