

Bugünkü Beylerbeyi Sarayı, Sultan Abdülaziz tarafından II. Mahmud’un
ahşap Sahil Sarayı yıktırılarak 1861-1865 yılları arasında, dönemin tanınmış
mimarı Serkis Balyan’a yaptırılmıştır. Saray genellikle yaz aylarında,
özellikle de yabancı devlet başkalarının ağırlanmasında kullanılmıştır.
Sırp Prensi, Karadağ Kralı, İran Şahı, Fransız İmparatoriçesi Eugenie
bunlardan bazılarıdır. Sultan II. Abdülhamid de 1918 yılında, ömrünün
son altı yılını geçirdiği bu sarayda ölmüştür.
Çeşitli Batı üsluplarının Doğu üsluplarıyla kaynaştırıldığı sarayın iç mimarlığı,
kullanım özellikleri açısından bir orta sofaya açılan köşe odalarından oluşan
geleneksel Türk evi planına benzerlikler gösterir. Harem ve Selâmlık olarak
iki ana bölümden oluşan sarayda Selâmlık, donatım ve süsleme açısından
Harem’den daha zengin tutulmuştur. Bodrum katı mutfak ve depo olarak
kullanılan bir bölümü üç katlı olan sarayda 3 giriş, 6 salon ve 26 oda
bulunmaktadır. Rutubete ve sıcağa karşı döşemeleri, orjinalleri Mısır’dan
getirtilen hasırlarla kaplanmıştır. Çoğunluğu Hereke yapımı büyük boyutlu
halı ve kilimleri, Bohemya kristal avizeleri, Fransız saatleri, Çin, Japon,
Fransız Yıldız vazoları görülmeye değer sanat yapılarının yalnızca bir bölümüdür.
Boğaziçi’nin Anadolu kıyısında özel konumuyla dikkati çeken Beylerbeyi
Sarayı’nı son dönem Osmanlı Sarayları’ndan ayıran yönlerinden birini de,
yamaçlara doğru setler biçiminde yükselen ve bu yüzden “Set Bahçeleri”
adıyla anılan bahçeleri, bu bahçelerde bulunan köşkler ve eski saraylardan
kalan büyük havuz oluşturmaktadır. Üst set bahçesinde bulunan havuzun
çevresinde yer alan Sarı Köşk, saltanat atlarının barındığı devrinin en ilginç
örneğini yaşatan Ahır Köşk ve eski saraydan kalan selsebilli Mermer Köşk,
Osmanlı saray mimarlığının günümüze gelen önemli yapılarını oluşturmaktadır.
Batı ile ilişkilerin güçlendiği bir dönemde yapılan Beylerbeyi Sarayı’nın en ilginç
yanı, Set Bahçeleri’nin altından geçen tarihsel Tünel’dir. Tünelin ortasında yer
alan çeşmenin yazıtında, Sultan II. Mahmud’un adı geçmekte ve yapının tarihlendirilmesinde önemli bir ip ucu oluşturmaktadır. Üst set
bahçesindeki büyük havuz ve Mermer Köşk gibi II. Mahmud Dönemi’nden
(1808-1839) kalan bu tünel, kıyı yolunun işlevini sürdürmesini sağlarken, aynı
zamanda yüksek duvarların ötesi ile bahçelerin bağlantısını da kurmaktadır.
* Yukarıdaki bilgiler kultur.gov.tr den alınmıştır. Bütün fotograflar ve saray
hakkındaki bundan sonraki yorumlar bana aittir.
........................................................................................................
Saraya gideli yaklaşık üç hafta oldu ama ancak yazabildim :)
Beylerbeyin'de yaklaşık oniki yıl yaşamış biri olarak sarayın içini hiç
görmemiştim. Çok yakın olunca ne zaman istersem giderim rehavetine
kapılıyor sanırım insan...Taşındıktan sonra gitmek kısmet oldu işte..
Saraya girişle başlayım anlatmaya...
Pazartesi - Perşembe hariç her gün açık olan Saraya giriş:
öğrenci ve emekliler için : 1 ytl ( 65 yaş üzeri ücretsiz )
Tam : 3 ytl
Fotograf makinesi ve kamera için ayrıca ücret ödenip bilet alınıyor.
Ne kadar olduğunu unuttum ama 3-8 ytl olması lazım.
( ben almadım, o kadar resmi nasıl çektin derseniz söylemem :)
Bu arada Haziran ayı boyunca sarayda ilaçlama yapılacağından dolayı kapalı
olacakmış. Ama kafeteryası açık...Kafeyi çok sevdim, havalar henüz ısınmadığı
için dışarıdaki masalar açılmamıştı. İç tarafı camlı kış bahçesi şeklinde, aydınlık
bir mekan. Burada doğum günü, nişan, düğün gibi organizasyonlar da yapılabiliyor.
Havalar ısınınca sık gitmeyi düşünüyorum...( Fiyatları da oldukça makul )
Kafeye giriş için ayrıca saraya giriş ücreti ödenmiyor. Burada Yıldız Porselenin
ürünleri ve saraya dair hediyelik eşyalar da satılıyor. Çok harika çiniler vardı.
Sarayın bahçesinde ve rıhtımında yürüyüş yapabilirsiniz...

Biz gittiğimiz zaman henüz çok fazla çiçek ekilmemişti, kafedeki görevli
önümüzdeki haftalarda bahçe düzenlemesinin yapılacağını söyledi.
( Artık yapılmıştır sanırım )


Haremlik yalı köşkü

Sarayın bahçesinde av hayvanlarına ait bronz heykeller bulunmakta.


Bahçedeki mermer heykellerin çoğu 1864 yılında yapılmış, heykeltraşın
adını google'da bulurum düşüncesiyle not almaya üşendim fakat net bir bilgi
bulamadım. Sanırım C.F Fuller'e yaptırılmış. ( öğrenince yazarım )

Mermer basamaklarla çıkılan kapıların iki kanadında aslan heykelleri
bulunmakta.


Sarayın bahçesinde alt kısımda bir havuz ( bakımsız ve pisti ) ayrıca
set bahçeleri kısmında da büyük bir havuz var. Boğaz köprüsünden geçerken
dikkatinizi çekmiştir belki. Biz gittiğimizde set bahçeleri ve köşkleri kapalıydı
o kısmı gezemedik. Boğaz köprüsü yapılırken bahçelerin bir bölümü köprünün
ayakları için feda edilmiş. Köprünün tam altında kalan köşklerin sarsıntıdan ve
titreşimden etkilendiği söyleniyor. Beylerbeyi Sarayı İstanbul'daki saraylar içinde
en güzel mimariye ve bahçe düzenine sahip olanlardan biri olmasına rağmen
ne yazık ki iyi değerlendirilememiş bana göre. Bahçe ve bitkiler çok daha bakımlı,
yeşil ve şık bir görünümde olabilirdi. Kültürel mirasını korumak konusundaki
başarısızlığımız her yerde kendini belli ediyor. Yine de gezilesi bir yer olduğunu
belirtmeliyim.
* Fotografların hepsi aynı yazıda olunca sayfanın açılması zorlaştığından birkaç
bölüme ayırdım. Devam edecek....
|
• 2008-05-07 11:19:12 - Saray ve Bahçe
Sarayları saray yapan biraz da bahçeleri diye düşünüyorum.
Bu sarayların o gösterişli duruşuna yakışmayan bahçeleri,
İnan içimi parçalıyor.
Oysaki o saraydan çıktığında,
Güzelliğini,
Renklerini taşımalısın yanında.
Ancak bu yetkiliğe henüz ulaşamadık.
Bizim solucanlardan bugün çiçek istemişler okulda ekmek için.
Gelecek nesilden kesinlikle umutluyum.