Üst kattan gelen gürültüyle uyandı Hakan, homurdanarak gerindi…
Gözleri başucundaki 16.00 yı gösteren saate takılınca birden uykusu
açılıverdi. “Bu saate kadar uyunur mu be” diye kendi kendine
söylenerek kalktı… Ve birden bir gülümseyiş yayıldı kirli sakallı yüzüne.
“Yollarda bulurum seni Takvimlerden çalarım seni Dans ederim hayalinle Yine de yaşarım seni
Yalnız kalırım sanma Mutsuz olurum sanma Yaşarım doya doya Yaşarım ben seni”
Şarkıyı yüksek sesle söyleyerek banyoya girdi. Çişini yaparken önce banyo mu,
kahvaltı mı diye düşündü…Banyo yapalım duruma bakarız diyerek şofbeni
açtı, “ulan tüp sakın şimdi bitme” diye gözdağı vermeyi de ihmal etmedi…
Sular omuzlarına uzanan saçlarından akarken geçen bir haftayı düşündü ;
Seyahate çıkmadan iki gün önce patron “Gamze ile beraber gideceksiniz, ona
müşterileri tanıt, bölgenle ilgili her şeyi öğret” dediği vakit nasıl da bozulmuştu.
Ege bölgesine bakmaktan memnundu, sekiz ayda herkesi tanımış, düzenini
kurmuştu. Şimdi onun yerine Gamze geçecekti, üstelik yetmiyormuş gibi koca
bir hafta birlikte olacaklardı. Ne yapacaktı ki onunla… Yaklaşık bir buçuk yıldır
aynı iş yerinde çalışıyorlardı. Hakan onu biraz ukala bulur, sık sık atışırlardı.
"Senin erkek arkadaşın olacak adam yanmış" diye dalga geçerdi.
Otobüs Muğla’ya doğru yol alırken, gecenin bir vaktinde omzunda hissettiği
başın ağırlığı ile uyandığında, altta kalan kolunu uyuşmasın diye kızın omzuna
attığı zaman duyumsadığı kokusu muydu ilk kez onu farklı biri gibi algılamasına
sebep olan…Ona sarılmış uyurken, sabahın ilk ışıklarında otobüsün bir çukura
girmesiyle aynı anda gözlerini açıp, birbirlerine baktıklarında, içinde
bulundukları habersiz samimiyetin tatlı utangaçlığı ile kızaran yanaklarını
görmek mi etkilemişti o kadar…Yoksa yeşil hareli ela gözlerini ilk kez bu kadar
yakından görmek mi… Güneş vuran saçlarında oynaşan sarı ışıklar mı…
Ne kadar da güzel görünüyordu günün bu saatlerinde. Normalde makyaj
yapmadan işe gelmeyen kızı, ilk kez en doğal ve kendine en güzel gelen haliyle
görmek mi…Bilmiyordu…Yolculuğun ilk gününde tek bildiği şey Gamze’nin
onun içinde bir şeyleri uyandırmış olduğuydu.
Ama hemen kabul etmek istemedi ve kıza da belli etmedi.
Sonrası bir nehirin yatağını bulmuşcasına akarak geldi…O bir hafta boyunca
ikisi de birbirlerini tanıdılar…Boşuna demiyorlardı “ bir insanı iyi tanımanın
yollarından biri beraber yolculuk yapmaktır” diye…Seyahatin bitmesine
bir gün kala, mola verdikleri bir tepede yan yana oturmuş güneşin Ege’ye
o günkü rengarenk vedasını izlerken önce gözleri buluştu, sonra dudakları….
İki iş arkadaşı olarak zorunlu çıktıkları yolculuktan, İstanbul’a iki sevdalı
olarak dönmüşlerdi.
Ondandı Hakan’ın uyandığı zamanki neşesi. Artık bir sevgilisi vardı...
İki yıla yakın bir süredir, ev ve iş arkadaşı İsmail ile birlikte yaşadığı bu
şehirde ikinci kez hayatın bu kadar anlamlı olduğunu hissediyordu.
İlkini işe başlarken duymuştu. Sonra çalışma, tutunma ve geçinme
gailesine dalmış, kendini unutmuştu. “ Yaşıyorsun be olum Hakan “ dedi.
Duştan çıktı ve giyindi. Kahvaltıyı dışarıda yapacaktı.
- Devam edecek-
|
• 25.5.2008 - DALLAMA HAKAN
bir sazanlık yapıp bu Hakan'ın
dallamabitip olduğunu söyleyim :)
Yani böyle cicim döneminde 16lara kadar uyuyan
bi adamdan, istikbalde bihalt çıkmaz gibi geldi bana.